11 Ocak 2006 Çarşamba

Sabahın ilk ışıkları
Aşağıdan yukarı baktığım arka sokak
Zemin katın demirli pencerelerinden
Uykusuzum ve uykum yok
Yalnızlık bu akan gözlerimden
Herhangi bir kuşun cıyaklayışına maruz kulaklarım
Sevgili guguk kuşum ötüyorken derinden
İstemeden uyandıysam da
Münasebetsiz kapı zilinden
Unuttum huzursuzluğumu
İlkbahar ya ne de olsa günlerden
Hem daha çok severim ben onu
Diğer tüm mevsimlerden
Buna rağmen
Söyleyemem mutlu da olduğumu
Neyse ki içime sinen mutsuzluğumu
Fark eden yok yüzümden
Belki de günün baharsızlığıdır
Beni pencere önü düşüncelere iten
Kasvetli ve karanlık kış günlerini anımsatması
Ben cıvıl cıvıl bir Nisan sabahı beklerken
Toprak ıslak
Öyle koyu kahverengi
Yağmur yağmış seller akmış belli
Derken elinde poşetlerle
Bir çocuk geçiveriyor okula giden
Sonra geldiği yöne geri dönüyor küçük çocuk
Bir otomatik sesi geliyor vardığı evden
Kim o diye soruyor ona bir başka çocuk
Ve bir demir kapı kapanıyor aniden
Ben aynı yerde ayakta
Dışarıya bakıyorum hala
Evimin penceresinden
Küçük bir karasinek fon müziğim
Bir yabancı gibi bahsediyorum hemen her şeyden
Açık yeşil yaprakları sallıyor rüzgar
Küçük beyaz çiçekler açmış bir tanesi ağaçlarımın
Zaten şunun şurasında üç ağacım var
Ve farkında değiller onları anlattığımın
Bu kadar erken başlamak güne
Hiç bana göre değil
Ben en sevdiğim şeye uzanayım yine
Bir uykuya dalayım derin olsun
Tatlı rüyalar temennisiyle
En güzel tarafı uyumanın
Rüyalarda gördüğün iyi kötü anların
Gerçek hayata etkisiz olmasıydı belki de..
Nisan 02

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder