21 Nisan 2006 Cuma

Benim kaderim var
Ben istiyorum diye bir şey olmamalı
Benim hakkım değil sevmek sevilmek
Bir küçük sevgi kırıntısı bile çok bana
Benim kaderim var her gece benim için ağlayan
Ben bitmez tükenmez yalnızlığımda
Sigaralarımı tek tek içip söndürdüğüm
Küllük gibi kokmalıyım
Küller dumanlar isler bağlamalı kalbimi
Kalbimin kapısına bir örümcek ağlarını kurmalı
O ağlarını öyle bir dolamalı ki
İçeriye girmek mümkün olmamalı
Benim ellerim hep soğuk kalmalı
Ellerimden tutup sıcaklığını paylaşacak
Tek bir ruh bile heba edilmemeli bana
Ben cehennemim
Kapımda zebanilerim
Temiz ruhlar girmemeli içeriye
Ben şeytanın saptırdıklarını cezalandırmalıyım
Bir masum yüz görmeden ölmeliyim
Rüyalar görmeliyim her gece
Ve her sabah umutla uyanmalıyım
Sonra buz gibi bir rüzgar esmeli yüzüme
Kar fırtınasında yapayalnız kalmalı
Soğuktan donmalıyım
Zavallı bir kibritçi kız bile olamamalıyım
Beni ısıtacak ya da sıcaklığında hayaller kuracak
Birkaç küçük kibritim bile olmamalı
Ben hep olmazları yaşamalı
Olmayacak olanların peşinde koşmalıyım
Ben hep ağlamalıyım
Bu dünyayı kuraklıktan korumalı
Onu gözyaşlarımla ıslatmalıyım
İnsanlar benim leşlerimle beslenmeliler
Her gün bir parçasını daha sokağa attığım gençliğimle
Tükettiğim bozuk para gibi harcadığım hayallerimle
Yıkılmış umutlarımın fosilleriyle
Ben insanların huzurla uyuyacakları
Bir döşek olmalıyım cansız bedenimle
İnsanların sevgiyle sarılıp sokuldukları sevgililerini
Toprak altından bir hazine gibi çıkarıp
Onlara bağışlamalıyım
Ben yapamadıklarımı
Ve hiç yapamayacaklarımı insanlara bırakmalıyım
Ki onlar yapsınlar
Hiç dokunamadıklarımı insanlara bırakmalıyım
Ki dokunsunlar
Ben çölde susuzluktan ölürken
Akbabalar dönmeli tepemde
Serap görmeyi bile unutmuş gözlerimle
Ayaklarımdaki kalınlaşmış nasırlarımla
Geçip gitmeliyim bu diyarlardan
Ve insanlar olmalı
En güzel yeşillikler içinde
En temiz pınarlardan su içen
İnsanlar
Hiçbir şeyin susuzluğunu çekmeden yaşamalı
Armutlar olmalı pişip ağızlarına düşen
İnsanlar
Hiçbir şey için kıllarını bile kıpırdatmamalı
Her şey ayaklarına gelirken
Yine de sızlanmalılar
Oturup ağlaşmalılar
Ve ben hayatımın yıkıntıları üzerinde
Gözümde yaşlarla gülümsemeliyim
Her acım bana mutluluk katmalı
Acı çektiğime sevinmeliyim
Bir gün yüzü görmemeliyim
Yaşamak bir mezar kadar siyah olmalı bana
Karanlıkları giymeli
Karanlıklar sürünmeliyim gözlerime
Gözlerim aydınlığa çıkmaya korkar olmalı
Yıllar sonra bir gün
Bir bilet geçtiğinde elime gitmek için güneşe
Karanlığa mahkum gözlerimle
Aydınlığa giden yolda
Yine de cesaretle
İlk sırada binmeliyim uzay aracına
Ve en önde oturmalıyım
Ama güneş korkmalı benden
Aydınlığını sakınmalı
Karanlığımla onu boğarım diye
Güneş tutulmalı bana her gün yeniden
Ben güneşe hasret yaşayıp giderken
Güneş bensiz geçen günlerine şükretmeli
Ve bir aidsli gibi kaçmalı benden
İşte benim hayatım farklı olmalı herkesten
Ben insanların kahkahalarını işitmeliyim
Onlar bayram ederken uzaktan seyretmeliyim
Ben bu dünyada seyirciyim
Sonra yine o insanlar geçmeli karşıma
Ve tembelliğimden dert yanmalı
Bizim gibi yaşamak için ne yaptın demeliler
Beni onlar gibi olamadığım için suçlamalılar
Şanssız ve yalnız olduğum için
Dayak yemeliyim her gün onlardan
İnsanlar yüzüme tükürüp
Geçip gitmeliler yanımdan
Ben uçuruma doğru yuvarlanırken
Bir de onlar kayalar fırlatmalılar başımdan aşağı
Ben dibe vurup uzaklaşayım bir an önce diye ortalıktan
Kimse benim mutsuzluğumu görmek istememeli
Benim umutla gülümseyişim bile rahatsız etmeli herkesi
Benden korkmalılar
Korkup kaçmalılar
Ölmemi istemeliler
Ben yok olmalıyım ki onlar
Ne kadar şanslı olduklarını fark etmesinler
Onlar ellerindekinin kıymetini bilmesinler
Ne halde olduğumu kimse görmemeli
Acı çığlıklarımı kimse duymamalı
Beni yaratan tanrı bile beni unutmalı burada
Tanrım bile benden bıkmalı
Beni yarattığına pişman olmalı
Ben yaşadığım bunca şeyden sonra
Acılarımdan yaptığım koleksiyonumla
Gözümden döktüğüm incileri
Kolye gibi boynuma astığımda
Malvarlığıma sevinçle bakarken bile
Tanrım bana yaptığı kötülüklerden utanmalı
Öyle utanmalı ki bakamamalı yüzüme
Bana dünyanın en büyük mutluluğunu da verse
Telafi edemeyeceğini düşünmeli mutsuzluklarımı
Ve nasılsa telafi edilemez diye
Beni her gün biraz daha batırmalı yerin dibine
Ben tanrımdan ben dünyadan ben insanlardan uzaklaşmalıyım
Hiç kimsenin gözüne batmamalıyım
Benim hayatım ders olmamalı kimseye
Çünkü benim hayatım herkesten farklıdır
Ne dünyaya gelmişler
Ne de dünyaya gelecekler
Böyle bir şey göremeyecekler
Benim hayatım onlara ders olamaz ki
Kimse yaşadıklarımın bir zerresiyle bile
Bir kere karşılaşmayacak ki ömründe
Benden haberdar olsalar ne kazanacaklar
Ben bir hiçim
Varlığım hiçliktir benim
Yokluğumda hiçbir şey olacak
Benden geriye bir hiç
Sadece bir hiç kalacak
Gözyaşlarım sizin suyunuz
Bedenim sizin besininiz olacak
Siz bu hiç sandığınız sayesinde mutlu olacaksınız
Sizin kabuslarınız benim olacak
Sizin günahlarınızın faturası bana kesilecek
Sizin suçlarınızı sizin korkularınızı sizin cezalarınızı
Ben çekeceğim
Ben uykusuz ve kıpkırmızı gözlerle
Geceler bitireceğim
Karanlığın son anını göreceğim
Sabaha doğru bir uykuya dalacağım yarasalar gibi
Siz huzurlu uykularınızdan uyanırken
Yepyeni bir güne başlarken
Apaydınlık gökyüzüne bakarken
Ben tabutuma gireceğim
Küf kokularını ciğerlerime çekeceğim
Gözlerim yosun tutacak ağlamaktan
Kendi mezarımda kendime ağlayan
Bir ben olacağım
Sizin mutluluktan gözleriniz ışıldayacak
Gözleriniz kamaşacak aydınlıktan
Bu yüzden beni göremeyeceksiniz!
Mayıs 04

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder