26 Kasım 2006 Pazar

Zihnimden ağzıma akan bir yılan
Ve inan yalan gözyaşlarımla akan
Rengarenk süslü püslü boyalar
Mutluluk
Sönmüş balon gibi
Ve yerde yılan gibi balonların ipleri
Göz boyacılar
Bıraktı ellerimi kaçtı bahar
Yeni bir dünya için
İflah olmaz uğursuzluğuma inat
Çiçekli bahçelere
Amber kokan sihirli bir cennete
Dört nala giden bir at
Ziyan olanlar kurşun askerler gibi
Don Kişotvari yel değirmeni mütarekesi
Ayağımda camdan pabuçlar
Sesim bir borazan kulaklarında
Hiç işitmemişlerin
Örs üzengi ayrımlarında
Duyulmayan çığlıkları
Aç bir martı gibi boğaza karşı
Bunu bastıran vapur düdükleri
Kaptan-ı deryadan su yosunlarına kadar varan
Yani bir nevi tavandan tabana yayılmak gibi
Çay gibi simit gibi
Yerde biriken izmarit gibi
Susam gibi
Gözüme batarken çuvaldızla hayatım
Muhakkak bir çıkışa varmadıkça ayaklarım
Oldum ben huysuz bir keçi
Sakalım var sakalım
Boynuzumu taktığım keçi
Bu köprü benim çekil yolumdan
Sana ne benim mukadderatımdan..
Kasım 05

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder