10 Haziran 2010 Perşembe

Şimdi bu yazıyı sana yazıyorum
Belki okursun
Beni kendime mahkum ettin
Ömür boyu hapse mahkum eder gibi
Beni kendi başıma bela ettin
Bana kurtulamayacağım bir ceza verdin
O kadar iyi tanıyorsun ki beni
Sınırlarımı
Yapabilirliklerimi
Eğleniyorsun yukarıda görüyorum
Seni eğlendiriyorum
Güldürüyorum
Osura osura gülüyorsun
Ve ben burda ne yapacağımı bilmez halde
Şaşkın şaşkın dolanıyorum
Bir oraya gidiyorum bir buraya
Yalpalıyorum
İstediğini yaparsın bana ama öyle değil mi
Ben senin oyuncağınım
O kadar çok oyuncağın var ki
Sıkılınca bir köşeye fırlatıp atıyorsun
Bazen unutuyorsun
O aralar rahat ediyorum
Huzur buluyorum yokluğunda
Ama kısa bir süre sonra aklına geliyorum ben
En sevdiğin oyuncağın
Yine alıyorsun beni eline
Evire çevire
Eğip büküyorsun
Şekilden şekle giriyorum
Bakıp seviniyorsun
Her gün yeni bir şekle sokuyorsun beni
Her gün daha komik her gün daha rezil
Beni yerin dibine sokup çıkarıyorsun
Kendimden utanıyorum
İnsanlığımdan
Varoluşumdan utanıyorum
Bana yok oluş hakkı da tanımıyorsun
Her an hiçbir şeye hakkım olmadığını yüzüme vuruyorsun
Görüyorum
Anlıyorum artık geleceğimi
Peki beni daha fazla neden yaşatıyorsun
Şaşırmıyorum artık bak
Her şey tanıdık bildik
Başlangıcından belli sonu
Bitirebilsem şu oyunu
Senden bir şey istemiyorum
Artık çok geç biliyorsun
Neyi değiştirir
Bana o küçük kızı geri getirebilir misin
Beynimdeki her şeyi birer birer silebilir misin
Benim için hiç şans yok görmüyor musun
Beni burada neden tutuyorsun

Bırak gideyim artık
Bırak peşimi
Yakamı bırak
Senden iyilik istemiyorum
Sonrasında fazlasıyla geri alacağın bir mutluluğu hiç verme bana
Senden hiçbir şey istemiyorum
Sadece unut
Var ettiğin günü beni
Yokmuşum say
Hiç olmamışım
Bu kadarı fazla
Çok fazla bu bana
Birer birer geçiyor gözlerimin önünden öğrendiklerim
Burnumun deliklerinden aşağıya akarken sümüklerim
Yetiyor bana bu bildiklerim
Yetiyor..
Ekim 08

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder