28 Şubat 2006 Salı

Karanlığı özlemek gibi bir şey
Seni özlemek
Oysa karanlıkta
Bir ışık arar insan
Zifiri karanlık
Etrafımı sardığında
Sanki körüm
Bakıyor görmüyorum
Artık sonunda
Işık dileniyorum
Karanlık soğuk
Karanlık ölüm
Hayat aydınlık
Aydınlıkta hürüm
Ölümü özlüyor
Yaşamak istiyorum
Karanlığı özlemek gibi bir şey
Seni özlemek
Çok zamandır
Her yer aydınlık
Gözlerimi acıtır
Bu sonsuz ışık
Uzun lafın kısası
Yok artık
Dayanamıyorum
Sana dönme vakti ki
Yanına geliyorum
Bu son nefeslerim mi
Aşkından ölüyorum..
Eylül 03
Yorgunluğum yüzümden anlaşılmaz
Geldiğimde yakındır gitmem
Ben her şeye alışkınım
Yalnız gülmeyi bilmem
Evet soğuk ellerim
Yalancı İtalyanlar
Kalbim sıcak zannetme
Orda buzul çağı var
Bazen beni anlarsın
Tanıdığını sanırsın
Ben bir denklem değilim
Belki bir ip yumağı
Fazlaca dolaşık
Biraz karmaşık
Uğraşma delirirsin
Sen beni çözemezsin
Geceleri severim
Siyahı ise sevmem
Mutsuzken sevinirim
Sevinince üzülmem
Biraz miyop var bende
Ama yakını görmem
Nefret edersen benden
Seninle ilgilenmem
Ama seversen beni
Bir selam bile vermem
Konuşmaz da susarsan
Senden hemen kaçarım
Azıcık konuşursan
Ağzını kapatırım
Ukalalığı sevmem
Her şeyi ben bilirim
Eğer cahil biriysen
Senle dalga geçerim
Ben çok güzelim
Ama geçimsizimdir
Aşık olmak isterim
Tanrı idealimdir
Daha ne söyleyeyim
Bunu herkese demem
Ben bir insan değilim
Adımı söyleyemem..
Eylül 03
Herkesin bir hikayesi var
Benimse masallarım
Herkes kendini yaşar
Anlatırlar duyarım
Ben ise uydururum
Yaşar kahramanlarım..
Eylül 03
Canım öyle sıkıldı ki
Tutup fırlatmak istedim hayatımı
Bir paçavra gibi
Öylece bir kenara
Vazgeçmek istedim bir anda
Tüm sahip olduklarımdan
Çıkıp gitmek istedim hayatımdan

Nefes aldım doğar doğmaz
Bunun için suçluyum işte ben
Ne yapsam suçum aklanmaz

Ve müebbet cezam
Parmaklıklarım insanlar
Aralayamam
Her biri kol kanat gerip birbirine
Zindan ederler hayatı bana..
Eylül 03
Nasıl olduysa oldu
Nefret ettim kendimden
Başardım sonunda nefret etmeyi
En çok sevdiğim şeyden
Tutarsızlıklarım şaşırtıyor beni bile
Bir taraftan çok seviyorum kendimi deyip
Bir taraftan da yapmadığım kötülüğü bırakmıyorum kendime
Bu nasıl bir sevgiyse
Zaten en kötü kendimi sevdim ben
Yine de anlamadı insanlar hiç sevgimi
Yaranamadım kimselere
Oysa en kötü kendimi sevdim ben..
Eylül 03
Herkesi biraz
Seni ise daha çok
Yine de kendimi sevdiğimden
Daha az seviyorum
Herkesten biraz
Senden ise daha çok
Yine de kendimden korktuğumdan
Daha az korkuyorum
Yalanlarla bezenmiş
Kalabalık cümleler kurmaktansa
Doğruyu söylüyorum
Böylesi daha az hoşuna gidecek
Ya da beğenilmeyecek
Biliyorum
Ama kandırmıyorum seni işte
Yalanlarım
Beklentilerim kadardır benim
Ve beklentim arttıkça
Artıyor yalanlarım
En çok kendime yalan söyledim ben
Belki biraz da sana
Ama kimseyi kandırmadım
Ve inkar etmeyeceğim
Seni özlediğimi
Kimseyi de özlemiyorum hem
Seni özlediğim gibi
İşte tam bu noktada
Aşıyorsun bencilliğimi
Belki de bu
Özlemem mümkün olmadığındandır kendimi
Ne söylersem söyleyeyim
Hoşuna gitmeyecek biliyorum
Zaten takdir görmek için söylemiyorum
Ne yaparsam yapayım
Sevmeyecek nasılsa kimse beni
Zira insanların sevebileceği biri değilim
İşte bu yüzden ben
En çok kendimi sevmeliyim
Ve sonra seni
Hoşuna gitse de gitmese de
Seviyorum seni kendimce..
Temmuz 03

15 Şubat 2006 Çarşamba

Elveda gençliğim
Ben gidiyorum
Bekleme artık hiç
Gelmeyeceğim
Sen beni unut
Ben soluyorum
Bir daha hiç çiçek
Vermeyeceğim

Hatırlarsın
Daha dün gibi sanki
Topraktan ürkerek filiz verişim
İmrenen bakışlardan sıkılıp
Utanarak öyle boyun eğişim
Güneş benim için doğarken her gün
Bense nazlanırdım büyümek için
Az dil dökmemişti o kuşlar bana
Ya o kelebekler yapraklarımda
Vereceğim bir küçük tomurcuk için
Yağmur artık gitmeliyim dedi
Yaz geliyor
Burada istemez beni
Oysa ben doymamıştım ki damlalarına
Erkendi kabuklarımdan sıyrılmak için
Benim düşündüğüm gibi değildi dünya
Her şey ben istersem olurdu güya
Fazla şımartmışlar bilmeden beni
Şaşırdım öğrenince acı gerçeği
Gonca olmaya alışamamışken daha
Çiçek verdim yenik düştüm doğaya
Ne nadide ne mukaddes bir şeydim
Yeryüzünde sayısız çiçek içinde
Ben ne eşsiz ne de tektim
Gereksizdi bu kibir
Aşırıydı bu kendini beğenmişliğim
İşte henüz doğmadan ben
Yine doğuyordu her gün güneş
Kuşlar cıvıldaşıyordu hep birden
Kelebekler başka dallara konuyordu
Ve akıtıyordu yağmur damlalarını
Esirgemeden
Ben bir gün yok olduğumdaysa
Farklı olmayacaktı hiçbir şey eskisinden
İnandığım ne varsa artık önemsiz
Meğer öyle alelade bir çiçekmişim
Kaybetti her şey güzelliğini
Sevdiğim ne varsa artık sevimsiz
Sanki bütün bunlar yetmezmiş gibi
Bir deli rüzgar üşüttü beni
Savurdu dallarımı oradan oraya
Körpe bir tomurcukken daha
Her gün tepemde duran
Bir çiçek vereyim diye
Beni yakıp kavuran güneş
Isıtmaz oldu artık ayaklarımı
Kesildi birden kuşların
Bitmek bilmeyen cıvıltısı
Ve göçüp gittiler buralardan
Rengarenk dostlarım
Kelebekler
Vazgeçtiler yapraklarımdan
Bir sabah ayazında
Kalakaldım bir başıma
Üzüldüm boynumu büktüm
Sular çekildi damarlarımdan
Kaybettim birini yapraklarımdan
O anda görünüverdi yağmur uzaktan
İçimde buruk bir sevinçle hoş geldin dedim
Şu halime bak ne hale geldim
Artık faydası yok bu damlaların
Biliyorum dedi yağmur umursamadı
Düzeni böyle işte dünyanın
Sonra sen alelade bir çiçeksin
Kar da benimle yola çıkmıştı
Peşi kıştır bu mevsimin
Yoksa gitmeden dememiş miydim
Bir sonu vardır tüm mevsimlerin
Sustum
Bir daha da konuşamadım
Döküldü bir anda tüm yapraklarım

Elveda gençliğim
Ben gidiyorum
Bekleme artık hiç
Gelmeyeceğim
Sen beni unut
Ben soluyorum
Bir daha hiç çiçek
Vermeyeceğim..
Mayıs 03
Önümde
Birkaç kuruşluk gün daha kaldı
Arkamda
Beş para etmez yıllar bıraktım
Aşka acelem vardı
Hayat beklemiyordu
Yetişmek için koştum peşinden
Ve erteledim aşık olmayı
Hayatı yakalayıp tutunamadım
Aşkı ise bulamadım bu kez
Bıraktığım yerde
Nihayet anladım
Meğer
Adı var kendi yok
Bir şeymiş aşk
Dün aşık olmak için erkendi
Yarın ne yazık ki çok geç olacak
Bugünse maalesef zamanı değil..
Nisan 03
Gereklilikler o denli fazla ki
Ayrıntılar bir yığın
Yapılacak ne varsa
Kabaca maddelemek her şeyi
Anlamsız
Ve saçma
Sayısız ihtimal yokmuşçasına
Planlamak tek tip olarak günleri
Çünkü gerçek yaşam tüm bunlardan bağımsız
Sanki olması istenen midir
İleride olacak olan
Yoksa olması gereken
Olması beklenen midir her zaman
Sayısız istek ve beklentilerle
Zaman dolacak
Yalnız sonunda yine
Her şey farklı olacak..
Mart 03
Bir gece
Ve karanlık gecenin içinde
Yürümek sokakları İzmit'te
Sokaklar kadar yalnız
Yine onlar kadar özgürce
Bir gece
Kar yağıyor inceden gizlice
Yürüyorum
Ve gülüyorum sessizce
Bir yıldız göz kırpıyor
Görüyorum
Aydede el sallıyor bana
Gökyüzünde
Bu merasim benim için
Biliyorum
Sanki hoş geldin demek istercesine
Ben kendim kendi kendime
Bir selam göndererek ait olduğum şehre
Son adımlarımı da atıyorum
İçimde anlatılmaz bir sevinç bağırıyor
Bir gece
İşte varmak üzereyim
Beni bekleyen eve..
Mart 03

11 Şubat 2006 Cumartesi

Bugünlerde ben çok sinirliyim
Saçlarım bile artık canımı sıkıyor
Makası alıp kendim keseyim dedim
Ama böyle de gezilmiyor

Bazen ağlamak istiyorum
Bazense koşup atlayıp zıplamak
Bazen bir tek yatıp uyumak
Ama işte olmuyor
Ne yapsam canım hep çok sıkılıyor

Annemle de yine kavga ettim
Car car delirttim sevgilimi ve terk edildim
Biraz olsun geçmedi sinirim
Pişman oldum özür dilemek istedim

Bazen ölmeyi istiyorum
Bazense sonsuza dek yaşamak
Bazen hiçbir şeyi takmamak
Ama işte olmuyor
Ne yapsam canım hep çok sıkılıyor..
Ocak 03

10 Şubat 2006 Cuma

Ta derinde
İçimde bir yerlerde
Bir sızı duyuyorum
Bu pişmanlık katlanılır gibi değil
Bazen soluğum kesiliyor
Sanki nefes alamıyorum
İki büyük el yapışıyor yakama
Sıkıyor
Boğuyor
Var gücüyle
Bir şey oturuyor yüreğimin orta yerine
Bir bıçak saplanıyor
Delip geçiyor sanki ciğerlerimi
Bir an geliyor
Ölsem diyorum
Daha az acıtır ölüm bile
Daha katlanılırdır herhalde ölmek
Yaşamaktansa böyle

Bu acı bağlıyor elimi kolumu
İflahımı kesiyor
Bu sıkıntı dayanılır gibi değil
Bir balon şişiyor
Büyüyor sanki içimde
Kocaman oluyor
Patlamıyor yine de
Çaresiz dişlerimi sıkıyorum
Daralıyorum
Sığmıyorum kendime
Bağırmak istiyorum avazım çıktığı kadar
Sesim çıkmıyor
Boğuk bir hırıltıya dönüşüyor haykırışlarım
Kimsecikler duymuyor
Yığılıp kalıyorum olduğum yere
Bir an geliyor
Ölsem diyorum
Daha az acıtır ölüm bile
Daha katlanılırdır herhalde ölmek
Yaşamaktansa böyle

Bir ağırlık çöküyor üzerime
Kıpırdayamıyorum
Sanki inme iniyor her yerime
Göçük altında sıkışıp kalmış
Ve tonlarca yükün altında ezilmiş gibi
Küçülüyorum birdenbire
Güçsüzlüğüm hiddetlendiriyor beni
Gözlerim yanıyor
Gözlerim yuvalarından fırlamak ister gibi
Bir boru ötüyor beynimde
Uğulduyor kulaklarım
Çatladı çatlayacak başım
O an yaşlar boşanıyor
Durmuyor
Kesilmiyor
Islanıyor elbisem
Hıçkırık nöbetleriyle titriyor
Sarsılıyorum
Aralıksız birbirine vuruyor çenem
Direnemiyorum bu işkenceye
Yorgun düşüyorum
Acaba bitecek mi beklesem
Bir el çekip çıkarsa diyorum beni
Bu girdabın içinden
Çekip alsa
Kurtulsam şu eziyetten
Bir an geliyor
Ölsem diyorum
Daha az acıtır ölüm bile
Daha katlanılırdır herhalde ölmek
Yaşamaktansa böyle..
Ocak 03
Her şey istediğin gibi oldu
Tanrı sendin aslında
Sen ol dedin oldu
Sen öl dedin öldü
Senin her şeye gücün yeterdi
Önce yoktan var ettin bu sevgiyi
Sonra varken yok ettin
Her şey istediğin gibi oldu
Tanrı sendin aslında!

Kesin birer emirdi bildirdiklerin
Karşı gelmek günahtı
Sen birdin
Ve bir tek sana tapılırdı
Kelime-i saadet getirmek
Her vakit önünde eğilmek
Senin gösterdiğin yolda tavaf etmek
Bu kula farzdı
Her şey istediğin gibi oldu
Tanrı sendin aslında!

Her işe başlarken senin rızan istenir
Adın zikredilirdi
Yerine getirmek farzdı vecibelerini
Acı da mutluluk da sendendi
Sana isyan edecek olan kafirdi
Her şey istediğin gibi oldu
Tanrı sendin aslında!

Sen her yerdeydin ve her şeyi görürdün
İster abat eder ister süründürürdün
Yine dönülecek yer senin yanındı
Senin gazabından kaçılamazdı
Kıyamet kopacak diye korkulurdu senden
Sen çok büyüktün
Sonra hesap günü de vardı
Her şey istediğin gibi oldu
Tanrı sendin aslında!

Zaten bir kulun vardı sana inanan
O da çıktı sonunda dinden imandan
Cennetin bile yoktu senin
Yoktu başka bir şeyin
Cehennem azabından
Tanrı olmak da neyine senin
Sana insan demek bile çoktu aslında!
Ocak 03

1 Şubat 2006 Çarşamba

Böyle değildi düşlediklerim
Böyle olmamalıydı
Ben hiç böyle değildim eskiden
Elim yüzüm farklıydı
Ben de bebektim bir zamanlar
O masal gibi çocukluğu ben de yaşadım
Ben de oyunlardan ibaret sandım dünyayı
Sizler gibi koştum zıpladım
Bilmezdim mutsuzluğun bu türlüsünü
Yalnızlık ihanet umutsuzluk gibi kavramları öğrenmemiştim
Ve görmemiştim daha insanların gerçek yüzünü
Kederlenenleri içenleri iç çekenleri anlamazdım
Bir tek babam çikolata şeker
Annem istediğim oyuncağı almazsa ağlardım
Ben hiç böyle değildim eskiden
Severdim bütün insanları
Böyle şüpheyle yaklaşmazdım
Yaşamamıştım daha hayal kırıklığını
Ve güvenmeyi unutmamıştım
Güvenmek ısıtırdı içimi
En çok korktuğum en çok güvendiğim değildi
Şimdi olduğu gibi
Üşümezdim hiç
Böyle titremezdim Ağustos sıcağında bile
Dört mevsim bahardı bende
Uğratmazdım kendime soğuk kış günlerini
Tıpkı ellerim ayaklarım gibi
Henüz kalbim de buz kesmemişti
Ben hiç böyle değildim eskiden
Çaresiz hissetmezdim hiç kendimi
Cesurdum güçlüydüm ve korkmazdım
Böyle ufacık şeyler yıkmazdı beni
Dost görünürdü her şey bana kendim kadar
Hayata böyle kötü gözle bakmazdım
Bir mucize beklemiyordu mutluluklar
Böyle donuk değildi bakışlarım
Düğümlenerek çıkmıyordu boğazımdan kahkahalar
Parlayan yıldızlar gibi gülerdi gözlerimin içi
Sevinçle karşılardım doğan günleri
Bu kadar zor değildi sabahları uyanmak
Ve zor değildi yaşamak
Şimdi olduğu kadar
Ben hiç böyle değildim eskiden..
Aralık 02