30 Aralık 2005 Cuma

Cevap verme hakkımı kullanabilseydim eğer
Benim de söyleyecek şeylerim vardı
Susunca ağlıyor insan
Gülerdim belki konuşabilseydim
Kahkahalar atabilirdim hiç durmadan
Çınlayabilirdi kulaklarında sesim
Susunca ağlıyor insan
Hiç kimse duymuyor

Artık cinaslı ve kinayeli konuşmuyorum
Susar mıydım hiç bir anlayan olsaydı
Susunca ağlıyor insan
Gülen hep sen susan ben oluyordum
Anlardın belki dinleyebilseydin bir an
Ben başka türlü konuşamıyorum
Susunca ağlıyor insan
Konuşacaktım ağlayabilseydin eğer..
Mart 02

28 Aralık 2005 Çarşamba

Bir genç kızın
Acı feryatlarıyla
Yankılanıverdi birden sokaklar
Hiç kimse duymadı
Bir alevdi sanki yakan gözlerini
Ve içine aktı yaşlar
Kalbine bir ok gibi düşüyorken yıldırımlar
Yürüdü yükselen haykırışlarla
Zoraki gülümsüyorken aşina dudaklar
Hiçbiri durmadı
Bu bir rüya olmalıydı
Uyanmadı

Neler anlatırdı kim bilir dile gelse bu sokaklar
Tanırdı bizi bu taşlar yollar ağaçlar
Herhalde en büyük acı buydu
Tutan ellerin bir başkasını
Bizim şarkımızı söylüyorken kaldırımlar..
Mart 02

26 Aralık 2005 Pazartesi

Bir kuş kadar özgür kimi zaman
Ya da bir kuş gibi yüksekte
Kuş bakışı bakabilmek yeryüzüne
Ya da bir kuş beyniyle
Derin kanat çırpışlarıyla yol alabilmek
Göz gözü görmeyen bulutlar arasında
İnadına
Rüzgarın bitmeyen uğultularını duyabilmek için uğraşılarınız
İsyan ederken bir yandan da kulaklarınız
Giderek hızlanmanın coşkusunu tadabilmek
Bıkmadan ve doyasıya
Kim bilir
Kendi küçüklüğünüzü unutmak içindir belki de
Doymak bilmeyen yükselme istekleri içinizde
Dünyanın gözünüzde küçülüp
Ufacık kaldığını kanıtlamak istercesine kendinize
Bir kuş kadar özgür kimi zaman
Ya da bir kuş gibi yüksekte..

Bir kuş kadar küçük kimi zaman
Ya da bir kuş gibi yerlerde
Bitmeyen çabalarla bir yuva yapabilmek
Kuşlar gibi
Oradan buradan topladığınız çöplerle
Hep yüksek yerlere kurma isteğiniz yuvalarınızı
Bildiğinizden
Beklediğini tehlikelerin erişilebilen yerlerde
Ve gördüğünüz halde yıkılan yuvalarınızı
Anlam veremediğiniz sebeplerle
Yeniden bir yuva yapabilmek adına
Canla başla çalışmanız
Ve uğraşmanız gayretle
Bu kez
Daha iyisini yapabilmek olurken hedefiniz
İstersiniz ki
Artık son bir yuvanız olsun
Daha yüksek ve güvenli yerlerde
Bir yandan da farkındayken hayatın tekerrürlerinin
Yeni bir yıkıma hazırlıklıyken sahip olduğunuz bilinçle
Yine de bir umut yeşersin istersiniz içinizde
Belki bu kendini aldatmaktır bile bile ancak
Neden bu kez mükemmel bir yuva kurmayayım diye
Düşünmek istersiniz o kuş beyninizle
Bir kuş kadar küçük kimi zaman
Ya da bir kuş gibi yerlerde..

Bir kuş kadar ürkek kimi zaman
Ya da bir kuş gibi kafeste
En değerli şeyken özgürlüğünüz
Ve ürkerek bakarken esarete
Ürkekliğinize yenilmenizdir
Kaçınılmaz olan bu kez de
Bir korunma ihtiyacı duyarsınız sonunda
Güçsüzlüğünüzün ezikliğiyle
Yahut bilmezken
Tehlikenin ve esaretin ne olduğunu küçüklüğünüzde
Yine ürkekliğinizdir bulmanıza neden olan
Kendinizi bir kafeste
Sevmeseniz de ve istemeseniz de
Bir zavallı gibi yaşamayı bu kafeste
Alışırsınız hiçbir şey yapmadan
Her şeyin ayağınıza gelmesine
Ya da yenik düşersiniz
Çok şirin görünen bir şeytan olduğunu bilmeden
Güvende hissetme isteğinize
Yine de bastırmak mümkün olmayan bir çığlıktır özgürlüğünüz yüreğinizde
Huzurlu ve rahat olsanız da
Kaçıp gitmek istersiniz doğduğunuz yerlere
Yeniden kanat çırpmak istersiniz
O ulu ve hırçın tepelerde
Artık bir kararsızlıktır içinde boğulduğunuz
Bir çatışma başlamıştır ki son bulmayacak bekleseniz de
Özgürlük ve esaret duygularınızın gelgitlerinde
Kiminize cesur olmak öğretilmemiştir
Ve boyun eğersiniz kaderinize
Ancak bilmezsiniz ki bu da çözüm değildir
Bir gün gelip artık dayanamaz bu suni ve sahte cennete
Gözlerinizin önünde
Gökyüzünün sonsuz genişliğinde süzülen halinizle
Küçücük yüreğiniz pıtır pıtır atarken duruverir
Ve kavuşursunuz birden ebediyete
Kiminiz daha cesurdur diğerlerinden
Her yolu denersiniz
Kavuşuncaya dek özgürlüğünüze
Kendiniz çizersiniz kaderinizi
Kanatlarınızdaki tüylerinizle
Ne yaparsanız yapın
İçinizden söküp atamadığınız
Ve kulak vermek istemediğiniz ürkekliğinizle
Bu bir kaçıştır ki son verir esarete
Hiç düşünmeden düşülmüş bir tuzaktır esasında
Ardına bakmadan kanat çırpmak ileriye
Unutulmuştur eski günlerin tecrübeleri
Artık baş edemezsiniz vahşi doğanın tehlikeleriyle
Hiç farkına varmadan benimsediğiniz
Ve içinize işleyen evcilliğinizle
Acı bir gerçektir bu
Sonunuzu değiştiremezsiniz isteseniz de
Maalesef bu çırpınışlar
Son bulur bir ölümün dinginliğinde
Bir kuş kadar ürkek kimi zaman
Ya da bir kuş gibi kafeste..
Mart 02

23 Aralık 2005 Cuma

Bir gün
Birden
Aklıma bir şey takıldı
Tanıdığım herkese sormak istedim
Yanımda yoktular
Yine de
Sorduğum soru cevapsız kalmadı
Biri önemsiz diye cevapladı sorumu
Kimi sustu
Biri sen dedi
Biri güldü
Bir başkası yok dedi
Bir diğeri ağladı karşımda
Biri yalvardı
Kimi bilemedi sorumun cevabını
Bazıları alay ettiler benimle
Bunu bilemeyecek ne var diye
Sorduğun şeye bak dediler
Kitabını yazabilecekler vardı aralarında
Duymayanlar oldu sorumu
Arkasını dönüp gidenler
Cevabı yüzüme haykıranlar oldu gözlerinde ışıklarla
Zamanla o ışıklar soldu
Bir gün geldi hepten karanlık oldu
Kızanlar oldu bana
Küsenler
Bir daha konuşmayanlar oldu
Kaçanlar da vardı bazen
Yanılanlar
Farkında değillerdi yanıldıklarının
Susanlar
Bilmiyorlardı konuştuklarını
Bilenler
Bilmiyordu aslında
Bilmeyenler
Biliyorlardı bildiklerini
Sen diyen
Ben diyordu içinden
Önemsiz diyen
Kendini önemsiz buluyordu
Gülenin içi ağlıyordu
Gülen yüzüydü
Alay edenlerle
Alay etmişlerdi
Gidenler
Geri geldiler
Küsenler
Barışmak istediler benimle
Kaçanlar
Durmak istiyorlardı aslında
Hepsi bir zamanlar bana sormuştu bu soruyu
Benim cevabım da aynıydı onlarla
Hepsine verdiğim cevap farklıydı
Ve biriyle bile
Aynı cevabı veremedik bu soruya
Soru basitti
Cevap kısa
Aslında sormak
İstediğin cevabı alamamaktı
Bu soruyu gerçekten sevmezdi hiç kimse
Doğru sevgi sorulmazdı
Gerçeği söylese
Cevabı sevilmezdi kimsenin
İstenen sevilmekse soru doğru cevaplanmazdı
Ve bu ikisi maalesef bir arada olmazdı
Çünkü kimse
Sevince sevilmiyor
Sevilince sevmiyordu..
Ocak 02

21 Aralık 2005 Çarşamba

Gün ışığı gözlerim
Karanlıklara mahkum
Kalbimin yolları
Labirent oldu
Sevdamı kaybettim
Yenisi buldu
Bir gün gelecek
Bir filiz verecek mi yüreğim
Bu sızı dinecek mi
Yad ellerde
Çaresiz günlerim oldu
Yüzümde hiç gelmeyen bir bahar
Ellerim ayaz
Tutamazsın
Bekleme
Üşüyorum diyemem
Baktığım yollar uçurum
Gittiğim yere
Varamam artık
Geldiğim yere
Dönemem
Sen var mıydın gerçekten
Şimdi sorsan
Bilemem
Canımın parçası çürümüş mü görecektim seni
İzlerin uzak
Bulamam gittiğin yeri
Bir yarım elma
Bir kopuk dalda
Diğer yarısı
Üstünde kurtla
Solan mutluluğum bir takvim yaprağında
Ve başlayan umutsuzluğum
Saatler sonu vurduğunda
Yeni bir hayat
Bir başlangıç
Buruk
Ve bir bitişle beraber
Gözlerimde donuk
Bir fotoğraf karesi oldun
Eski hayatım
Bir zamanlar hayatım olan
Diğer eski hayatım
İçinde duruyordun
Bense gidiyordum artık
Yetişmeyeceğini bilerek
İlk kez
Bilerek
Son olduğunu
Bilimsel bir açıklaması yok
Ne tuhaf bugün
Manasız olduğunu görmek
En manalı şeyken dün
Sen
Ellerinde bir zafer tutuyorsun
Bak
Yollarına çiçekler dökecekler
Yürü
Kim tutar seni
Başın dik
Alnın pak
Yenik bir aşkın komutanı olmak da varmış kaderde
Bunu söylememiştin
Seni sevmeden önce..
Kasım 01

19 Aralık 2005 Pazartesi

Zeytin dalında
Bir anlam vardı
Ne var ki sana
O anlam çokmuş
Artık uzatsam da
Anlamı yok
Dalın anlamını bozmayalım
Dal yerinde kalsın
Kartal kalksın
Dal sarksın
Dal sarksın
Kartal kalksın..
Eylül 01

17 Aralık 2005 Cumartesi

AsLoLaN dOğRuLaR DeĞiL dAiReLeRdİR..
Yaptığım tek şey
Küçük daireler çizmek
Daha büyük daireler
Ve daha büyük daireler
Gün gelip bu daireler
Etrafımı öyle bir kapladı ki
Boşlukta küçük beyaz bir nokta olarak kaldım
İşte ben
Karanlıkta parlayan
Küçük
Beyaz bir noktayım
Sanki gökyüzünde asılı kalmış bir yıldız gibi
Ne garip
Sen daire çizmesini bile bilmiyorsun
Aldın başını gittin işte
Senin gibilerin yanına
Sen de tıpkı onlar gibi
Yalnızca düz çizgiler çizebiliyorsun
Ardında bıraktığından habersiz
İlerisini görmeden
Kararsız ve bilinçsiz
O kalabalıkta
Senin gibi zikzakların arasında
Karanlığa gömülüp gideceksin
Çünkü sen daire bile çizemiyorsun
Ne garip
İşte bu yüzden bana teğet geçip gidişin
Oysa daire çizmesini öğrenebilseydin benden
Daha büyüğünü yapabilirdik seninle
Birlikte parlamak için
Ama ben
Yalnız parıldayan
Küçük
Beyaz bir noktayım
Tıpkı gökyüzünde asılı duran bir yıldız gibi
Senden uzakta
Daima var olacağım..
Haziran 01

16 Aralık 2005 Cuma

Dolambaçlar dört yanımda
Nereye elimi atsam kuruyor
Belki bir gün
Belki yarın demek de
Artık fayda etmiyor
Bir kıvılcım bile yok
Tükenmekte
Bugün mutlu olmak
Bahane istiyor
Bir ekşi tat dilimde
Ne yapsam gitmiyor
Hiç olmazsa bir umut diyorum
Şu şarapsız dünyadan
İstediğim şeye bak
Siktir et koçum ya
Sen yaşamana bak..
98